GenelKültür-SanatTarih

Eski Mısır’da Din, Tanrısal Figürler Ve Dini Bayramlar

Tarihin bütün devirlerinde ve toplumlarında karşılaşılan, evrensel bir olgu olan din, içten ve dıştan kuşattığı insanın düşünce ve davranışlarında kendini gösteren bir disiplindir. Kişi, tarih boyunca kendisinin insanüstü bağları bulunduğunu, ihtiyaçları için onu aşan bir yüce kudrete yönelmesi gerektiğini düşünmüştür. Tarih boyunca insanlar kendilerine gece ve gündüzün nasıl meydana geldiğini, dünyanın nasıl oluştuğunu, insanların nasıl yaratıldığı gibi soruları sormaya başmış ve bütün bunları yarattığını düşündüğü yüce varlığa karşı sorumluluklarını yerine getirmek için nasıl davranacaklarını bilmek istemişlerdir. Eski Mısırlılar da çevrelerinde meydana gelen tabiat olaylarını açıklamak için üstün bir varlığa inanmış ve bu varlıkları tanrı olarak düşünüp onlara isim ve şekil vermeye başlamışlardır. Bir diğer düşünceye göre ise insanların çevrelerinde olup bitenleri anlama ve idrak etme merakları dinleri ortaya çıkmasına sebep oldu. Böylece tarih öncesi dönemden gelen doğa ile ilgili totem ve büyü düşüncelerini anlama merakı Mısır halkının dindar bir toplum olmasını sağladı.

İnsanlar, medeniyet anlayışlarını geliştirdikçe dini yaşantıyı hayatlarına daha çok uygulama imkânı bulmuş ve inançlarına olan bağılıkları artmıştır. İnsanoğlu dış tehditlere karşı kendilerini savunacak çok güçlü bir varlığın olduğuna inanıyordu. İnsanlar inandıkları varlıkları şekillendirmek ihtiyacı hissettikleri için totemler oluşturup bunlara tapmaya ve hatta ibadet etmeye başlamışlardır. Örneğin; Sümer, Hitit, Kaldeli ve Mısırlılara göre dağ’lar “ışık ve nur âlemi olan gökyüzünün direği” gibi görülmektedir. Bu nedenle bu toplumlar dağları totem olarak kabul etmekteydiler. Her toplumun dini inancı içinde yaşadıkları coğrafyaya paralel olarak şekillenmiştir. Nil kenarındaki verimli tarlalarda yerleşmiş olan Mısırlıların dini inancı ile diğer bölgelerde yaşayan insanların dini inançları arasında farklar mevcuttu. Mısır toplumunda kendi gündelik yaşamlarına uygun, hayvanlarını ve tarımsal faaliyetlerini koruyacak bir din ortaya çıkarmıştır. Mısırlılar güneşin doğuşuna baktıklarında, gökyüzünün yıldızlarla kaplı olmasında, yıl boyunca her gün ayın aynı şekilde büyümesinden, şimşek çakmasından, bulutların gidip gelmesinden, yeryüzünde birçok tanrı olduğunu ve bunların sürekli birbirleriyle mücadele ettiklerini düşünmüşlerdir. Mısırlıların inançlarına göre bu doğa olaylarından her biri bir tanrıya işaret etmekteydi.

Mısır toplumunda dağ, nehir, rüzgâr gibi doğa olaylarının kendilerine yakın gökyüzündeki güneş, ay ve yıldızların ise kendilerine uzak olan kutsal varlıklar olduklarına inanmışlardır. Güneş, ay ve yıldızlar gibi uzaktaki varlıkları kendilerine yaklaştırmak için onları bir totem inancı haline dönüştürmüşlerdir. Bunların her birine bir isim verdiler. Nil Nehri’nin tanrısına “Habi”, güneş tanrısına “Ra”, gökyüzü tanrısına “Nut” ve yer tanrısına “Cıb” adını verdiler. Güneşin doğuşu ve batışını da Ra tanrısının seferi, güneş tutulması ve ay tutulmasına da Ra tanrısının hoşnutsuzluğu olarak düşünmüşlerdir. Havayı ve onunla bağlantılı olan rüzgârı tanrı Amon’un kanatları ile oluşturduğunu düşünmüşlerdir. Mısırlılar timsah, yılan gibi bazı ölümcül hayvanlar ile boğa ve inek gibi kendilerine yararlı hayvanları da tanrı olarak kabul etmişlerdir. Bunların yanında tilki gibi hareketli ve sinsi hayvanları da tanrılaştırmışlardır. Mısırlıların inançlarına göre bu hayvanların içinde ilahi bir güç bulunmaktaydı. Bütün hayvanlara değil içlerinden seçtikleri sadece birine ibadet ediyorlardı. Bu yüzden istedikleri zaman hayvanları kesebilirlerdi. Hayvan kesmek herhangi bir günah veya cezaya neden olmazdı. Mısırlıların inançlarına göre tanrı şeklinde düşündükleri hayvanlar arasında da alışverişler, sevgi, nefret ve ceza gibi olaylar görülmekteydi. Bu nedenle çoğu ilahlarını tasvir ederlerken yarı insan yarı hayvan şeklinde çizerlerdi. Bu tanrıların ya baş tarafı hayvan bedeni insan ya da baş tarafı insan bedeni hayvan olmaktaydı. Mısır uygarlığının yapısının şekillenmesinde en büyük rolü, başından itibaren din ve özellikle de firavunun tanrısallığı dogması oynamıştır.

Çok Tanrıcılık

Mısır tarihi boyunca, iki binden fazla tanrı veya tanrıçaya inanılmıştır. Bu tanrılar veya tanrıçalar sadece bir kasabaya ait oldukları gibi bir bölgeye de ait olabilmişlerdir. Şehrin önemine göre tanrıların da önemi artmaktaydı. Örneğin, Eski Krallık Dönemi’nde (M.Ö 2686–2181) Menfis şehrinde Tanrı “Ra” meşhur iken Yeni Krallık Dönemi’nde (M.Ö 1550–1069) Teb şehrinde Tanrı  ”Amon” meşhurdu. XII. Sülale Devri’nde (M.Ö 1985–1795) Amon sadece bir kısım insanın inandığı bir tanrı idi. Çok bilinmeyen bir tanrı olan Amon’un daha da tanınmasını sağlamak için ismi “Amon-Ra” şeklinde değiştirdi. Amon-Ra olduğu zaman değeri arttı. Teb Kralı Mısır’ı işgale gelen Hiksosları yendiği zaman tanrı Amon-Ra’nın şanı ve önemi en yüksek mertebeye ulaştı. XVIII. Sülale Dönemi’nde (M.Ö 1550–1295) Akhenaton’un Aton tanrısını benimsemesiyle beraber Tanrı Amon-Ra’nın ünü yok olmaya başladıysa da Akhenaton’un ölümünden sonra eski itibarına kavuştu. Mısırlılar kendileri dışındaki milletlerin dinlerine de hoşgörülü davrandıkları için onların tanrılarına da tapmışlardır . Mısır Medeniyetinin din anlayışını öğrenmek istiyorsak onların tanrılarını bilmemiz ve bu tanrılar için verdikleri kurbanlar ile kutladıkları bayramları bilmemiz gerekmektedir.

Eski Mısır'da Din, Tanrısal Figürler Ve Dini Bayramlar 2

Mısır’ın En Önemli Tanrıları

* Amon: Teb şehri tanrılarının kralı olan Amon, zayıf ve güçsüzlerin koruyucusudur. İsminin anlamı “gizlenmiş”tir. Amun’un başı genellikle “şahin” şeklinde, başında iki şahin tüyü bulunan ve yakışıklı bir insan figürü olarak temsil edilir. Amon’un kendi kendisini yarattığı düşünülür. “Mut” tanrısı ile evlenmiştir. Tanrı Khonsu (ay tanrısı) onların çocuğudur. Orta Krallık Dönemi’nde (M.Ö 2040–1795) “Amon” ve “Ra” tanrıları birleşerek Amon-Ra adını aldı.

* Ra: Güneş tanrısı olan Ra, Eski Mısır’daki en önemli tanrıdır. Birçok tanrı ile birleşen Ra’nın gövdesi insan fakat başında tüyler olan bir şahin görünümündedir. Tanrı Ra’nın ibadet merkezi Heliopolis’tir. IV. Sülale Devri’nden (M.Ö 2615– 2494) itibaren Eski Mısır’ın resmi tanrısı olmuştur.

* Aton: Anlamı Güneş küresidir. Yeni Krallık Dönemi’nde (M.Ö. 1550–1069) Tanrı Aton’na olan inanç arttı. Özellikle Akhenaton döneminde çok meşhur oldu. Diğer bütün ilahların yerini tutup Mısırdaki tek ilah oldu. Güneş ve güneş ışığı şeklinde olup anlamı kâinata hayat verendir. İbadet merkezi Akhenato’un yaptığı el- Amorine şehridir.

* Horis (Horus): Başı kartal, gövdesi insan şeklinde tasvir edilen Tanrı Horis’in başının üzerinde güneş çemberi vardır. Horis, Tanrı Osiris ile Tanrıça İsis’in oğludur. Çoğu zaman “kanını yerde bırakmayan” ismiyle çağrılırdı. Çünkü Tanrı Siti tarafından öldürülen babasının intikamını almıştır.

* Hıthur: Kadınların nazarında aşk ve eğlence tanrısı olan Hıthur aynı zamanda savaş tanrısıydı. Çünkü Tanrı Ra’yı koruyup her zaman onun düşmanlarını yenmiştir. Kült merkezi Yukarı Mısır’da yer almaktaydı. İbadetleri bütün Mısır toplumunda yer bulmuştur. Hatta Mısırlılar bütün yabancı tanrılara da Hıthur demekteydi.

* Sit: Said şehrinin tanrısı olup fırtınaları temsil etmektedir. Gökyüzünde şimşek sesi ile bağıran ve yeryüzünü deprem ile sallayanın Tanrı Sit olduğuna inanılır. Güç ve kuvvetin sembolü olup krallara nasıl ok atılacağını öğretmiştir. Eşek şeklinde fakat kuyruğu ok şeklinde tasvir edilmiştir. Kırmızı renktedir fakat Mısırlılar kırmızı renkten nefret ederlerdi.

* Bıtah: Menfis şehrinin tanrısı olan Bıtah, insanı çamurdan yarattığı gibi haykeltraşlık dâhil tüm sanatların ve sanatçıların da tanrısı olarak kabul edilmektedir. İnsan şeklinde olup, saçı yoktur, sakalları azdır, üzerinde bir gömlek bulunmaktadır. Ensesindeki sembol sonsuzluğun simgesidir.

* Atom: Atom’un anlamı kusursuzdur. Kendi kendini yaratmıştır. İnsan şeklinde olup başında bir çift taç ve elinde bir asa bulunmaktadır. Tanrı Ra ile birleşerek Atom- Ra adını almıştır.

* Osiris: Geb ve Nut’un oğlu olup İsis’in kocasıdır. Efsaneye göre kardeşi Seth tarafından öldürülmüştür. Yer ve bitkilerin tanrısı olan Osiris öldükten sonra tekrar dirilerek ölüm ve ahiretin tanrısı olmuştur. Öldükten sonra orijinal mumya olmuştur. İnsan şeklinde olup çeşitli renklerde tasvir edilmiştir. Siyah renk ölmesini, beyaz renk mumya şeklinde olmasını, yeşil renk tekrar dirilmesini ifade etmektedir. Ayrıca sellerin ilahıdır. İbadet merkezi Abydos şehridir.

* İsis: İsis, Osirisin kardeşi ve eşi olup, Horis’in annesidir. Kadın şeklinde tasvir edilmiştir. Sihrin tanrısı ve çocukların koruyucusudur. Başındaki tacında iki boynuz bulunmaktadır. İki boynuzunun ortasında güneş simgesi bulunmaktadır. Ölüleri koruyan dört tanrıdan biridir.

* Anubis: Eski Mısır’ın Eski Krallık Dönemi’ne (M.Ö 2686–2181) ait olan Anubis ismi “Kralın Çocuğu” anlamına gelmektedir. Necropolis şehrinin tanrısı olup, çakal veya çakal başlı insan olarak temsil edilmektedir. Mezarlıkları himaye ettimesinin yanı sıra mumyalama tekniği uzmanlarının tanrısı olarak da kabul edilir. Mumyalamayı yapan ilk tanrı olup Osiris’in mumyalamasını da o gerçekleştirmiştir.

* Renenutet: Mısırlıların bereket şans ve verimli arazilerinin tanrıçasıdır. İnsanlara yiyecek ve içecek veren tanrı Renenutet’dir. Kralın koruyucusu olarak kabul edilir. Başı kobra yılanı şeklinde olup, gövdesi kadın şeklinde tasvir edilmiştir. İbadet yeri Fayum şehridir.

* Maat: Mısır dininin ve düşünce sisteminin merkezinde gerçeğin ve evrensel dengenin somutlaştığı Maat tanrıçası bulunmaktadır. Tanrı Ra’nın kızı olan Maat, adalet, kanun ve düzeni temsil etmektedir. Başında beyaz bir deve kuşu tüyü bulunmaktadır. Bu tüyler doğruluğu sembol etmektedir. Mısırlılar diğer dünyada yaşamlarına devam etmek için günlük hayatlarında Tanrıça Maat’ı takip etmek zorundaydılar. Mısır dini inancına göre ölümden sonra kişinin kalbi Tanrıça Maat’ın tüyleri ile tartılırdı.

* Ebis: İnsanların çoğalmasının tanrısıdır. Menfis şehrinin tanrısıdır. Boğa şeklinde olup başının üzerinde güneş ve kobra yılanı sembolü bulunmaktadır. Bütün vücudu hayvan şeklinde olan ilk tanrıdır.

* Hınum-Ra: Birçok sıfatı olan Hınum-Ra, koç şeklinde tasvir edilmiştir. Bazı resimlerde başı koyun şeklinde olup gövdesi insandır. Cendel bölgesinin tanrısıdır.

* Khonsu: Ay tanrısı olup, ibadet yeri Teb şehrindedir. Amon’un oğlu ve eşi olarak kabul edilir. Eski Krallık Dönem’inde (M.Ö 2686–2181) tanrı olarak kabul edilmişse de asıl önemini Yeni Krallık Dönemi’nde (M.Ö 1550–1069) elde etmiştir. Şahin başlı ve başında ayın hilal şekli olan bir genç olarak tasvir edilmiştir. Başında aşağı dökülen saçlarının ucunda birçok asa bulunur.

* Rı-Hur-Ihti: Ra tanrısının bir şekli olup, başı kartal gövdesi insandır. Başının üzerinde güneş sembolü bulunur.

* Sobek: Mısır’ın birçok şehrinde bu tanrıya inanılırdı. Başlıca ibadet şehirleri Fayum ve Kom-ombo’dur. Özellikle Orta Krallık Dönemi’nin sonlarından İkinci Ara Dönem’e kadar popüler olmuştur. Bazen tümüyle timsah bazen de başı timsah gövdesi insan şeklindedir.

* Sant: Fetin şehrinin tanrısıdır. Kadın şeklinde olup, başının üzerinde tanrı Nıh- Bıt’ın sembolü vardır.

* Sakhmet: Menfis tanrısı Ptah’ın eşi ve Tanrı Re’nin kızıdır. Sıhmıt, hasetin tanrısıdır. Göz bebeğin şeklinde tasvir edilmiştir. Başının üzerinde kobra yılanı ve güneş sembolü vardır. Ayrıca dişi bir aslan başlı insan figürü şeklinde de tasvir edilmiştir. Burada kralın düşmanlarını yok eden, şiddetli bir şekilde kana susamış bir tanrı olarak görülmüştür.

* Sıker: Mezarlıkların tanrısı olan Siker, ismini Menfis’deki mezarlıktan almıştır. Sakkara şehrinin ismi bu tanrının isminden gelmiştir. Başı kartal, gövdesi insan şeklinde tasvir edilmiştir. Elinde birçok din sembolü bulunmaktadır. Eski Krallık Dönemi’nde (M.Ö 2686–2181) Tanrı Bitah ve Osiris ile birleşerek Bitah-Sıker-Osiris ismini aldı.

* Nit: San-Hecer şehrinin tanrıçası olup kadın şeklinde tasvir edilmiştir. San-Hecer XXVI. Sülale Devri’nin (M.Ö 657-625) başkentidir. Mısır toplumunda oldukça saygınlığı olan bir tanrıçadır.

* Fitah: I. Sülaleden itibaren Menfis şehrinin tanrısıdır. Mumya şeklinde olup, Mısır inançlarına göre bütün tanrıların tanrısıdır.

* Montu: Savaş tanrısıdır. Başı bazen kartal bazen de boğa şeklindedir. Hırmot şehrinde özel bir konuma sahip durumdaydı. XI. Sülale Devri’nde (M.Ö 2125–1985) popüler oldu ve Tanrı Amon’u bu dönemde gölgede bıraktı.

* Min: Yağmur, bitki ve üremenin tanrısıdır. Bu tanrıya adak olarak marul adanırdı. Kıptus şehrinde kendisine ibadet edilirdi.

* Nephthys: Geb ve Nut’un kızı olup İsis, Osiris ve Seth’in kardeşidir. Aynı zamanda Seth’le evlidir. İsminin anlamı ev hanımıdır. Aşağı Mısırda kendisine ibadet edilirdi.

* Nekhbet: Merhametin tanrısıdır. Yukarı Mısır’ın tanrısı olup kült merkezi Kab şehridir. Akbaba figürü şeklinde tasvir edilirdi.

* Cıb: Yer tanrısı olup, dağların yaratıcısıdır. Beyaz ördek veya ördekbaşlı bir erkek şeklinde tasvir edilmiştir. Yüzü bazen hayatı temsil eden yeşil renktir bazen de verimli toprakların rengi olan siyahtır.

* Wadjet: Yeşil kadın anlamına gelen Wadjet, Aşağı Mısır’ın tanrısıdır. Güneşin doğduğu yerin koruyucusudur. Bazen iki başlı bir aslan bazen de iki aslan şeklinde tasvir edilirdi. İki başlı aslanın adı “Du” ya da “Tu”, iki aslana ise “Sıf” ismi verilmiştir. Bunların anlamı bugün ve yarındı. İbadet merkezi Liyonupolis’tir.

* Mut: Amon tanrısının eşi olup, ibadet merkezi Teb şehrindedir. Kadın şeklinde tasvir edilip başında bir taç bulunmaktaydı (el-Haccac, 2000: 28-34.

* Hapy: Nil Nehri’nin tanrısıdır. Mısır inancında hayrın, sahipliğin sembolüdür. Kadın-erkek karışımı bir şekli vardır. Horus’un oğludur.

Eski Mısır toplumu dönemini diğer toplumlarına kıyasla günlük hayatında dini inanışlarını daha sık ve düzenli bir şekilde yerine getirmişlerdir. İbadetler gündelik işlerinde ve yaşamlarında önemli bir yer tutmaktaydı. Birçok belgede insanların ibadet ettiklerine dair ayrıntılı anlatımlar görmekteyiz. Papirüslerin çoğunda dini inancın nasıl oluştuğu ve toplum üzerindeki etkisinden bahsedilmektedir. Mısırlılar ölümden sonra tekrar dirileceklerini ve ahirette hesap vereceklerine inanmaktaydılar. Tanrının ismini söylemeden hiçbir işe başlamazlardı. Bir işe başladıkların da tanrılarına bu iş için dua ederlerdi.

Eski Mısır toplumunda tapınaklarda yapılan günlük ibadetleri birbirine benzeyip, genellikle şu şekilde sürdürülürdü: Tapınakların yanında mukaddes bir göl vardı. Kâhinler her gün bu gölde tanrı heykellerini yıkardı. Daha sonra tanrı heykellerini tapınağın içine yerleştirip içeride kutsal ateşi yakarlardı. Tapınağın içinin güzel kokması için hoş kokular veya tütsüler yakılırdı. Bu işlemlerden sonra kâhinler tanrıya birkaç defa secde edip, ilahi söylerlerdi. Bu şekilde tanrı heykelinin etrafında üç defa dönerlerdi. Ondan sonra tanrının günlük süslemesini yaparlardı. Kırmızı, beyaz ve yeşil ketenleri etrafına sararlardı. Biraz hoş koku sürdükten sonra, gözlerine siyah ve yeşil sürme sürerlerdi. Daha sonra ise önüne ekmek, ördek eti, inek eti ve gülleri adak olarak koyarlardı. Bütün bu günlük merasim bittikten sonra etrafı iyice temizleyip, tanrının bulunduğu odanın kapısını kilitleyip mühürlerlerdi. Bütün bu gündelik işleri yaparlarken kâhinler beraberinde ilahi söylerlerdi.

Eski Mısır'da Din, Tanrısal Figürler Ve Dini Bayramlar 3

Hayvan İbadetleri

Mısırlıların dini hayatlarında hayvanlara yapılan ibadetlerde önemli bir yer teşkil etmekteydi. Mısır toplumunda dini inançların ilk geliştiği dönemlerde itibaren hayvanlara ibadet etmek yaygındı. Hayvanlara tapmanın başladığı dönemlerden beri insanlar anlaşılmaz gördükleri her şeyi tanrılaştırmışlardır. Hayvanlara tapma geleneği ilk olarak Mısırlılarda orta çıkmıştır. Mısırlıların hayvanlara tapmalarının nedeni ya onlardan korktukları için (Aslan, timsah v.b) ya da onlardan faydalandıkları (inek, kedi, ördek v.b) içindir. Çoğu büyük tapınakta kapılarının üzerinde kutsal hayvanların resimleri bulunurdu. Bu hayvanların kutsallık dereceleri değişmekteydi. Yaygın inanca göre boğa ve kartal çok kutsaldı. “Atfo” Tapınağının içinde canlı kartallara özgü bir oda bulunurdu. Tapınakta ekim mevsimi ayının ilk günü kartal, yılın tanrısı olarak seçilirdi. Mısırlılarda öküzlere çobanları dışında kimse el sürmezdi. Çünkü inançlarına göre öküz temiz bir hayvan değildi. Bu nedenle öküze temas edenin Nil Nehrinde yıkanması gerekirdi.

Eski Mısır’da Bayramlar

Bayram kelimesi güzel günlerin, temiz elbiselerin, akraba ziyaretlerinin, tatil günlerinin anlamında olup Eski Mısır’da bayramlar kutlanmaktaydı. Eski Mısır’da yıl içerisinde kutlanan bayramlar dini bir mahiyete sahipti. Bu bayram merasimlerini tapınakların üzerindeki resimlerde görmekteyiz. Mısırlılara ait birçok ilahide de bayramlardan bahsedilmektedir. Eski Mısır takvimine göre bazı bayramlar her yıl kutlanırdı. Bu bayramlardan bazıları sadece bir tanrıya aitti. Bayramlarda tanrının heykeli insanların omuzları üzerinde dışarı çıkarılır ve tapınakta müzik şenliği başlardı. Heredotos, Bütün Mısır toplumunda her ne kadar kutlamalar birbirinden farklı olsa da bayram kutlamalarının aynı günde yapıldığını bildirmektedir. Bayram günlerinde halk Firavun’un yanına gitmezlerdi ta ki kendisi çıkana kadar. Firavun kölelerinin omuzları üzerindeki bir tür taşıma aracına binerek şehrin etrafında dolaşırdı. Bazı noktalarda durarak mola verirdi. Mısırlılar Firavun’un dışarı çıkma olayına Mısırlılar “tanrının dışarı çıkması” şeklinde isimlendirirlerdi. Çünkü onların inançlarına göre firavunlar da tanrı idi. Kâhinler bayramları yıl içerisindeki günler arasında paylaşmışlardı.

Eski Mısırda En Önemli Bayramlar

Yılbaşı Bayramı

Nil Nehri sularının artmasını müteakip bir doğa olayı ortaya çıkar. Bu olay yetmiş gün gözükmeyen ve “Subdid” adı verilen bir yıldızın gökyüzünde görülmesidir. Bu yıldızın ortaya çıktığı zaman yılın ilk mevsiminin ilk ayının ilk günü olup o gün yılbaşı bayramı olarak kutlanılır. Bu olay Beyt’ül Hayat (Hayat Evi) adı verilen kitapta yazılıdır. Bu kitapta Mısırlıların Eski Krallık Dönemi’nden (M.Ö 2686–2181) hemen hemen Romalılar döneminde kadar olan doğa olayları, bayramları, dinleri, tanrıları v.b yazılmıştır. III. Ramses, “Habu” şehrindeki tapınağında Tanrı Subdit’in bayram gününü Subdit yıldızının ortaya çıktığı gün olan yılın ilk gününde kutladığını yazdırmıştır.

Kralların Taç Giyme Bayramı

Kralların taç giyme bayramları Mısır tarihinin başlangıcından itibaren en eski geleneklerine göre yapılırdı. Bu günde yeni bir döneme girilirdi. Kral “Mirin-Bıtah”ın taç giyme bayramına ait ele geçirilen bir belgede bu gün için “adalet zalimleri yendi, beklediğimiz ay vaktinde doğdu, biz bu günden itibaren mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşayacağız” denilmiştir. Kralın taç giyme bayramı Mısır’daki resmi bayramlardan biri idi. Krallar veraset sistemine göre ülkeyi yönettikleri için her kral değiştiğinde bu bayram da kutlanırdı. Bu veraset ya babadan oğla ya da oğlu olmaması durumunda kızın evliliği ile damadına geçerdi. Hırmu-Hıb kralın emri altında bir komutan iken Nefertiti’nın27 kız kardeşiyle evlenerek kral olmuştur. Bu da verasetin damada da geçebileceğinin kanıtıdır. Kralın taç giyme bayramı konusunda iki görüş vardır. Bunlardan ilkine göre eski kralın ölümünden sonraki gün taç giyme bayramı kutlanırdı. Diğer görüşe göre kral, krallık alametlerini ve unvanlarını aldıktan sonra bayram birkaç gün süren bayram kutlanırdı. Bu işlemlerden sonra kral tamamıyla kutsiyetini kazanırdı. Bu bayramda çeşitli kutlama merasimleri düzenlenirdi. Bu merasimlerde Sit ve Horis tanrılarının sembolü olan hayvan şekilli maskeleri kâhinler giyerek ilahiler eşliğinde eğlenirlerdi. Krallar da başka tanrıların maskelerini takardı. Bu bayramdaki en önemli olay tapınakta bulunan ve hayat suyu denilen bir su ile tanrının yıkanmasıdır. Bu merasimden sonra kırmızı ve beyaz renklerine sahip tacı kral başına geçirme süreci başlardı. Bu iki renkten oluşan taç Aşağı ve Yukarı Mısır’ı temsil ederdi. Bu taç ilk Kral Mina’nın iki Mısır’ı birleştirdiği gün başına taktığı taçtır. Böylece hâkimiyet veraseti yerini bulurdu. Daha sonra kral tanrının huzuruna çıkar orada kralın unvanları okunur, dizleri üzerine çöküp tacı başına geçirilirdi. Bundan sonra bayram tamamen kutlanmaya başlanırdı. Bu olay Eski Mısır’da kralın taç giyme günü bayramı olarak kutlanırdı.

Sed Bayramı

Eski Mısır’daki en eski bayram olan Sed bayramı, Kral Nıermır-Mina zamanından beri kutlanmaktadır. Bu bayramın kutlanıldığı zaman tam olarak bilinmemekle beraber, Raşit Taşındaki yazılanlara göre bu bayram Firavunlar zamanında her 30 yılda bir kutlanılmaktaydı. Bu bayramı kutlayan bazı kralların hükümdarlık süresi 30 yıl değildi. Bu bayramda yapılan spor müsabakaların hepsine firavun katılır ve kendisinin daha genç olduğunu herkese gösterirdi. Burada yapılan dans gösterilerine firavun da katılıp Yukarı ve Aşağı Mısır’ın tanrıları ve halkları huzurunda dans ederdi. Kalenin en yüksek burçlarındaki odalara kadar firavun merdivenlerden yürüyerek çıkıp, inerdi. Bazı odalarda ise firavunun üzerindeki elbiseleri değiştirirdi. Bazen Aşağı Mısır’ın tacını bazen de Yukarı Mısır’ın tacını başına takardı. Bu bayramın kutlanılmasıyla beraber firavun yeni bir hayata başlamış olurdu. Bayram kutlanıldıktan sonra büyük yemek sofralarında hep birlikte yemekler yenilirdi. Yemekten sonra firavun kölelerinin omuzları üzerinde tapınağın yanındaki göle varıp akşam vaktinde oradaki bir kayığa binerek halkın arasından ayrılırdı. Ertesi gün başka bir kayıkla geri dönerdi. Firavun’un gidişi ölüme, gelişi ise yeniden doğmasına delalettir. Bu gidiş ve geliş firavun’un “Ra” tanrısının oğlu olduğunu işaret eder. Çünkü güneş de akşam batıp, sabah yeniden doğmaktadır. Bundan sonra firavun bir dans gösterisi yapardı. Danstan sonra elbisesini değiştirirdi bu yeni elbisesinin arka tarafında aslankuyruğu bulunurdu. Elinde bir asa ile bineğine binip tapınaktaki Horis ve Sit tanrılarının huzura çıkardı. Burada tanrılar, firavuna dört bir tarafta başarı sağlayacak dört ok verirlerdi.

Eski Mısır'da Din, Tanrısal Figürler Ve Dini Bayramlar 4

Nil Nehri Bayramı

Hem eski hem de günümüz tarihinde Nil Nehri kadar, çevresinde yaşayan halka faydalı olan bir nehir yoktur. Nehrin taşması zamanında bayramlar düzenlenirdi. Bu bayramlar dini bir bayram olup insanlar büyük saygı gösterirlerdi. Mısır inançlarına göre eğer sel zamanlarında bayram kutlanılmazsa gelecek sene sular taşmaz ve bu sebepten verimli arazileri olmazdı. Bu nedenle kadın-erkek bütün Mısırlılar Nil Nehri çevresinde büyük bayram şölenleri düzenlerlerdi. Firavunlar da bu bayrama katılır, onun hazır olmaması durumunda bir kâhin bu bayram merasimine katılırdı. Nil Nehri tanrısının heykeli ilahiler eşliğinde Nil kenarında dolaştırılırdı. Bu bayramda “ya kutsal sel biz senin için kurban adadık, senin için büyük bayram töreni hazırladık, senin hatırın üzerine ava çıkıp geyik ve kuşlar getirdik, senin için ateş ve hoş kokular yaktık, bu hediyeleri bizden kabul et” gibi sözler söylendiğini o devre ait yazılardan öğrenmekteyiz. Ayrıca şu an Floransa müzesinde bulunan bir tarihi eser üzerinde de bu kutlamaların yapılması hakkında bir yazıta rastlamaktayız. Bu yazıtın ait olduğu dönem I-III. Sülaleler Devri’ne (M.Ö 3100-2613) aittir. Bu gelenek bayramıyla, süslemesiyle, kurbanıyla, eski çağlardan İslamiyetlin Mısır’da yayılmasına kadar geçen sürede devam etti. İslamiyet’in Mısır’da yayılmasıyla birlikte “Nil Bayramı”30 gibi bazı gelenekler terk edildi.

Kutsal Evlilik veya Güzel Görüşme Bayramı

Eski Mısır’da kutlanılan bu bayrama diğer bütün bayramlardaki kutlamalardan daha fazla insan katılırdı. Sadece bir şehre has bir bayram olmayıp, Yukarı Mısır’dan Aşağı Mısır’a kadar bu bayramı herkes kutlardı. Bu bayramda Hethur ve Horis heykelleri bir tapınaktan diğerine nakledilirdi. Örneğin, Hethur ve Horis tanrılarının totemi, evliliklerinin her yıl yenilenmesi için Derne şehrindeki Hethur tanrısının totemini Atfo şehrindeki Atfo tapınağına götürülürdü. Bu iki arasındaki mesafe 100 mildir. Bu bayrama ait resimlere Derne’deki tapınakta rastlamaktayız. Bu heykeller bir hafta yan yana tapınakta tutulur. Bir haftadan sonra kâhinler yüksek sesle ilahiler eşliğinde geriye götürdüklerinde birçok yerde dinlenirler. Bu dinlenme yerlerinde kurbanlar kesilir, Kâhinler fal bakar, sihirler yapılırdı. Heykel yerine getirildiğinde ise asıl şölen başlardı. Burada kadınlar dans eder, sihirler yapılır, sirk gösterileri yapılır, şenlikler düzenlenirdi.

Ubıd Bayramı

Firavun ve babası Amon-Ra arasında kutlanılan büyük bir bayram olup ay’ın gökte görüldüğü gün kutlanırdı. Bu bayramda Kirnik tanrısı Amon şehrinden altın ve diğer değerli taşlarla süslenmiş bineğiyle çıkıp güneydeki tapınağına oğlu Horis’e egemenlik vermek için giderdi. Mısır inancına göre Horis yeryüzündeki canlı bir tanrıdır. Birçok Mısırlı bu şenliğe iştirak ederdi. Mısır tarihçisi Yirmutiye eserinde, bütün Mısır halkının bu bayrama katıldığını ifade etmektedir. Amon’un bir tapınağından diğerine yaptığı seyahate Mısır halkı da katılıp Nil nehri sahiline kadar ona eşlik ederlerdi. Orada halkla beraber karşılıklı ilahiler söyleyerek dans edilip diğer tapınağa kadar giderlerdi.

Tapınak Temel Taşının Bayramı

Bu bayramda firavun maiyeti ile beraber tapınağın yapılacağı yere giderdi. Burada tapınağın planı çizilerek sütunları dikilirdi. Sütunlar çevresinde bir ip dolaştırılarak tapınağın sınırları belirtilirdi. Bundan sonra sütunların içine harç doldurulurdu. Tapınağın yapımı için getirilen inşaat malzemeleri ile tapınak yapımına başlanırdı. Altın ve değerli taşlardan tapınak tanrısının heykeli yapılırdı. Tapınağın tamamlanmasından sonra firavun açılışına da gelirdi. Tapınağın çevresinde hoş kokular gezdirilerek tapınağın temizlenmesi sağlanırdı. Kral tapınağın içine elleri havada bir şeklide tanrının huzuruna çıkardı. Bazen tapınağın kapısı önünde 12 defa elindeki asa ile vururdu. Daha sonra Tanrının huzuruna çıkardı.

Yararlanılan Kaynaklar

Muhsin Haji Azeez Babila, Eski Mısır’da Sosyal Hayat Ve Hukuk

 

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Muhsin Haji Azeez Babila’ya aittir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün