DinGenelKültür-Sanat

Evrensel Bir Kült Olarak ”Hayat Ağacı” İnancı

Dünya toplulukları birbirinden farklı yaşayış ve kültür özelliklerine sahiptirler. Bununla beraber bu topluluklarda birçok ortak özelliğin olduğu da görülür. Ortak özelliklerin en önemlilerinden biri ağaca verilen kutsallıktır. İnsanoğlu ağaçlara önem vermiş ve onları diğer varlıkların içerisinde özel bir yere koyarak diğer varlıklardan üstün tutmuştur. Bu önem sonucunda dünya toplumları, ağaçlara çok zengin anlamlar yüklemiş ve ağaçlar etrafında oldukça geniş bir inanış oluşturmuşlardır. Her dini sistem sembollerden oluşur ve kendisini semboller aracılığıyla açıklar. Dini sistemlerin en önemli sembollerinden biri geçmişten günümüze ağaçlar olmuştur. İnsanlık tarihinde dünya dinlerinde ağaç sembolizminde genellikle Tanrı bir ağaçta görünür. Böylece ağaç, Tanrının yeryüzündeki sembolü olur. Bu nedenle insanoğlu, ağaçlara yakın olmaya çalışır, onlara bezler bağlayarak dilekte bulunur.

Ağaç, varlığın başlangıcından bu güne kadar insan hayatında hava, su, toprak kadar önemli bir yere sahip olmuştur. Çeşitli faydaları, estetik özellikleri, sonbaharda kuruyup, baharda yeniden canlanmasıyla hayatın safhalarını temsil etmiştir. Çiçeği, meyvesi ve diğer özellikleriyle tarih boyunca insanların dikkatini çeken ağacın insan hayatının her safhasında kullanılması ona karşı özel bir ilgi uyandırmıştır. Ağaç, dünya kültürlerinde doğurganlığın, türemenin, ölümsüzlüğün, şansın, bereketin, sağlığın, hastalıktan kurtulmanın sembolüdür. Çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar ağaç vasıtasıyla çocuk sahibi olmayı dilemiş, ağaçla sağlığa kavuşulmuştur. Tanrı ile iletişim ağaç yoluyla kurulmuştur. Tabiat olayları da ağaç vasıtasıyla düzene girmiştir. Ağaçlar yağmuru yağdırma veya durdurma, güneşin batması, ayın tutulması, sürüleri ve sığırları çoğaltma, kadınları kolayca doğurtma gücüne sahip bir varlık olarak düşünülmüştür.

Aynı zamanda dini törenlerin vazgeçilmez unsurları olarak etraflarında kurbanlar kesilmiş ve onlardan dilekte bulunularak dileklerinin yerine getirileceğine inanılmıştır. Canlılar âleminde ölümler doğumları, doğumlar ölümleri izler. Bu döngü sürekli devam ederek yaşamı sonsuz kılar. Bu döngüye yüzyıllardır simge olarak ağaç seçilmiştir. Bundaki neden, ağacın kışın yapraklarını döküp baharda tekrar canlanıp yeşillenebilmesi, hatta çam benzeri bazı ağaç türlerinin yapraklarını hiç dökmemeleridir. Ağaçlar çok uzun yaşamalarıyla da uzun ömrün birer simgesi olmuşlardır. İnsanların sınırsız yaşama isteğinden ve ölümü kabul edemeyişinden kaynaklanan öldükten sonra dirilme inancının da simgesidirler. Bu özelliklerden dolayı ağaçlar, kendilerinde bulunan özelliklerle insan hayatını temsil etmiştir. Böylece insanoğlu kendisi ve ağaçlar arasında bir yakınlık hissetmiştir. Ağaçlar hiç bir zaman için hangi toplumda olursa olsun sadece ağaç oldukları için kutsal kabul edilmemişlerdir. Ağaç, ağaçlığının ötesinde başka bir anlama bürünmesiyle kutsallık kazanmıştır. Onlara yüklenilen sembolik anlamlar çok zengin ve çeşitlidir. Ağaçların bir ruha sahip olduğu inancından dolayı bünyesinde bir güç ve kudretin bulunduğuna inanılmış; buna bağlı olarak da onlara güç ve kutsallık atfedilmiştir. Hayat ağacı, dünya toplumlarının güç ve kutsallık yüklediği en önemli ağaçtır.

Hayat ağacı inancı, dünya kültürlerinde en yaygın inançlardan biridir ve ağaç kültüyle ilgili bütün inançların kökeninde hayat ağacı teması bulunmaktadır. Genel olarak Hayat ağacına bütün toplumlarda benzer özellikler atfedilir. Fakat toplumlara göre hayat ağacının farklı mitolojik özellikleri ön plana çıkar. Hayat ağacı, mitolojik bir sembol olarak birçok mucizeyi gerçekleştirir. Hayat bahşeder, gençlik ve ölümsüzlük verir. Mutluluk kaynağıdır. Yegâne gerçeklik ve merkeziyet hayat ağacındadır. O üç âlemi birbirine bağlar; dünyanın merkezindedir. Dünyanın düzenini ve İnsanlar arasındaki dayanışmayı sağlar. İnsanlarla kader birliği bulunur. Tanrının sıfatlarını taşır. Canlı ve daima yemyeşildir. Doğumlar hayat ağacı vasıtasıyla gerçekleşir. Birçok toplum, yaratılışın onunla ilgili olduğunu düşünür. İlahi dinlerde vahiyler ışık, ateş veya nur şeklinde hayat ağacı üzerine iner. Hayat ağacı vasıtayla, tanrıyla konuşulur. Ölülerin ruhları hayat ağacı vasıtasıyla yerlerine yerleşebilir. Dini ayinlerde kullanılan temel unsur olan ağaçtan yapılmış malzemelerin odununun hayat ağacının odunundan yapıldığına inanılmıştır. Örneğin, Şamanların davullarının hayat ağacının odunundan yapıldığına inanılmış ve şaman elbiselerinin üzerleri hayat ağacı motifleriyle süslenmiştir.

Kaynaklarda kutsal ağaçlar için hayat ağacı, kozmik ağaç, dünya ağacı gibi farklı isimlerin verilmiş olduğunu gördük. Bu kaynaklarda kozmik ağaç, dünya ağacı, evren ağacı ve hayat ağacı aynı özelliklerdeki ağacı ifade eden ağaçlar olarak karşımıza çıkıyor. Bu kavramlar toplumdan topluma, kültürden kültüre farklı şekillerde ifade edilmiş olabilir. Fakat burada anlaşıldığı kadarıyla bu ağaçlar aynı ağaçtır ve kullanımdaki farklılıkların sebebi ise farklı toplumlarda bu ağacın farklı mitolojik özelliklerinin ön plana çıkmasıdır. Bu özellikler kısaca şu şekilde ifade edilebilir. Kozmik ağaç motifinde kozmolojik sistemde yeri olan dünya ekseni yani üç kozmik âlemi birbirine bağlayan “kozmik direk” özelliği ön plana çıkar. Hayat ağacında ise daha çok hayatın yenilenmesi, değişim, türeme, doğum, ölümsüzlük, gençlik, gerçeklik, canlılık ön plandadır. Hayat ağacı da kozmik ağaç da kozmolojik düzenin, yani hayatın devamlılığını, gerçekliğini, bir düzen içinde devam etmesini ve sürekli olarak yenilenmesini sağlamaktadır. Bu bağlamda kozmik ağaç, dünya ağacı, evren ağacı ve hayat ağacı özellikleri itibariyle birbirileriyle örtüşür ve sıkı bir ilişki içindedirler. Çoğu zaman, birbirlerinin yerine kullanılır; çünkü birçok özelliği aynıdır. Kozmik Ağaç dünyanın kutsallığını, doğurganlığını ve sürekliliğini, yaradılış, sırra erme, verimlilik, mutlak gerçeklik ve ölümsüzlük özelliklerini kendisinde barındırarak hayat ve ölümsüzlük ağacı yerine geçer. Dünya kültürlerinde kullanılan en eski kutsal ağaç formu hayat ağacıdır. Daha sonraki dönemlerde ağaç sembolizminde bazı değişiklikler sonucunda bu ağacın ismi ve taşıdığı özellikler dünyanın değişik coğrafyalarında farklılaşmış olabilir.

Hayat ağacı inancı çok eski ve köklü bir inançtır. Onun, dünyanın yaratılışıyla ortaya çıktığına inanılmıştır. Hayat ağacı ile ilgili mit ve efsanelerde Tanrının hayat ağacını dünya ile beraber yarattığı anlaşılır. Hayat ağacının mahiyeti tam olarak belli değildir. Hayat ağacının yeri konusunda dünya kültürlerinde çeşitli yorumlar yapılmıştır. Farklı yorumlara rağmen genellikle hayat ağacı dünya kültürlerine dünyanın merkezinde ve göbek çukurundadır. Bu merkezde yeraltı yeryüzü ve gökyüzü arasındaki iletişimi sağlayan temel bir eksen bulunur. Bu eksen hayat ağacıdır. Fakat dünya üzerinde bütün toplumların sabit olarak kabul ettiği belli bir merkez yoktur. Her medeniyet kendi kabul ettiği kutsal mekânı merkez saymıştır. Bu merkez genellikle yüksek bir dağdır. İslami gelenekte dünyanın en yüksek yeri yani merkezi Kâbe’dir. Hıristiyanlarda Golgota tepesidir. Hindistan’da Meru, Filistin’de Gerizm’dir. Yakutlara göre Akdağ’dır. Burada her şey apaçıktır. Yakutlara göre ilk insan er-Sogotoh’un sarayının doğusunda bulunan cennetin ortasındadır. Türk kültüründe genel olarak cennet ile hayat ağacı doğu bölgelerinde bulunuyordu. Kırgızlara göre dünyanın merkezi Kaf dağıdır. Genelde Hayat ağacı bir dağın veya bir tepenin üzerindeki bir merkezdedir. Uygurların türediği hayat ağacı iki nehir arasında yüksek bir tepenin üzerindeydi. Biçiminden ya da türünden bahsedilmez. Yani Hayat ağacının sabit bir yeri yoktur. Her uygarlık kendi kültüründe neresi kutsalsa oraya dikmiştir. Hayat ağacı ulaşılması çok zor olan bir yerde ve canavarlar ya da yılanlar tarafından korunmaktadır. Çoğu zaman ulaşılamaz bir yerde dünyanın sonunda, denizin dibinde karanlıklar ülkesinde, çok yüksek bir dağın zirvesinde ya da yedi dağ arasında bulunan bir merkezde bulunmaktadır ve ona ulaşmak çok zordur.

Hayat ağacının biçimsel özellikleriyle ilgili olarak da çeşitli yorumlar yapılmıştır. O, bütün âlemi birbirine bağlar kökleriyle cehennemi, gövdesiyle yeryüzünü dallarıyla cenneti kapsar. Dalları Tanrının evine yani cennete kadar sürünür. Dünyanın en büyük ağacıdır. Hayat ağacı bazen de baş aşağı çevrilmiş olarak hayal edilir. Buna göre hayat ağacı, kökleri göğe uzanan, dalları tüm yeryüzünü saran, her şeyi aydınlatan güneştir. Bazen evren, baş aşağı çevrilmiş bir ağaç olarak hayal edilir. Bütün ağaçlar hayat ağacı olarak kabul edilmemiştir. Bazen sadece belli bir ağaç türü bazen de birkaç ağaç türü hayat ağacı olmuştur. İnsan zihni hayat ağacını somutlaştırma çabasına girmiş ve bu çaba sonucunda onu belli bir ağaç türüyle özdeşleştirmeye çalışmıştır. Hayat ağacının cinsi bütün toplumlarda farklılık gösterir. Toplumlara göre meşe, kayın, çam, zeytin, elma, incir, asma vb. birçok bitki ve ağaç cinsi hayat ağacıyla özdeşleştirilmiştir. Bu çeşitlilik muhtemelen toplumların günlük hayatlarında hangi çeşit ağaçla iç içelerse o ağaca hayat ağacı niteliği yüklemelerinden kaynaklanır. Çünkü insanlar kendilerine birçok faydalar sağlayan bu ağaçlara minnet duymuş ve saygı göstermişlerdir. Sonuç olarak dünya toplumları bu ağaçlara hayat ağacı vasfı yüklemişlerdir.

Hayat ağacı biçemi birçok objede yaygın örge olarak kullanılmıştır. Anadolu’da varlığını sürdürmüş uygarlıklarda ilginç kompozisyonlarla karşımıza çıkmıştır. Erken devirde genellikle tek başına veya kuşlarla çevrilmiş olarak görülür. Geç devirde ise tek başına tasvir edilen hayat ağacı; çeşitli refakat edici hayvanlarla birlikte canlandırılan örneklerine göre daha ender olup sadece dini mimari yapılarda görülür. Çeşitli tasvirlerde kaynağının Şaman inançlarından geldiği düşünülen hayat ağacı; evrenin odak noktası olarak kabul edilmektedir. Bu inanışta yeraltı ve yerüstü yolculuklarında merdiven görevi üstlenir. Bu nedenledir ki, büyük bir özveri içerisinde ejder, aslan, yılan, kartal vb. gibi türlü tılsımlı hayvanlar tarafından korunmaktadır. Hayat ağacı olarak kutsal kabul edilen ağaçlardan bazıları şunlardır.

Servi; Dört mevsimde de canlılığını koruyor olması, uzun boylu ve uzun ömürlü doğa koşullarına dayanıklılığı, rüzgârda hoş ezgiler çıkararak sağa sola sallanmasıyla estetik bir görselliğinin olması nedeniyle, tarihler boyu birçok toplumlarda öncelikli hayat ağacı örgesi olarak sıkça kullanılmıştır. Anadolu’daki çeşitli uygarlıklarda seramik, taş işçiliği, tezhib, duvar süslemesi, alçı işçiliği vb. sanat eserlerinde servi örgesi sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin, Sümerler döneminde yapılan Ur şehrinin kralı Nanu’nun ay tanrıçası Sin’in karşısında tapınma sahnesi ile tanrı Shamash’a tapınma görüntüsünde ve Roma döneminde, Anadolu mezar taşlarında servi örgesini görmemiz mümkündür. Servi örgesinin kenarlarında su kıvrımlarına, bazılarında ise; boynuz gibi anlamlanan kenar çıkıntılarında aya, doğurganlık ve bolluk simgesine rastlanmaktadır. Hurma ve yaprağı; Yaygın olarak kullanılan Hayat ağacı örgelerindendir. Ölümsüzlüğü çağrıştıran bu bitki İslam inancına göre cennete özgü bir ağaç türüdür. Çağlar öncesinde Hayat Ağacı olarak kullanıldığı gibi hurma yaprağı günümüze değin çeşitli kullanım araçlarında da karşımıza çıkmaktadır.

Örneğin; Asur kabartmalarında, Geç Hitit Dönemi kabartmalarında, Urartu Dönemi ev aletlerinde, Selçuklu ve Osmanlılarda; dokuma, işleme, örgü, bakır-taş işçiliği, çini yazma ve minyatürlerde kullanılmıştır. Nar; Birçok uygarlık ve dinlerde nar ağacı simge olarak kullanılmıştır. Nar meyvesi (küresi); dünyayı, içindeki taneler; insanları, her ikisinin arasındaki zarlar ise; insan gruplarının ayrımlarını simgelemektedir. Nar ağacı genelde ejder objesiyle birlikte düşünülür. Bunun örneklerine, halılarda, Selçuklu taş eserlerinde sıkça rastlarız. Erzurum Çifte Minareli Medrese bunun en güzel örneğidir.

Gül; Bir diğer Hayat Ağacı objesidir. Hititlerde ana tanrıça Kubaba’nın başındaki taç süslemelerinde bu örge görsel nitelik sunmaktadır. Malatya’daki Sulumeli heykelinde gül, saç bağı şeklinde, Urartu kültünde düğmeler gül şeklinde betimlenmiştir. İslam dininde de gülün ayrı bir yeri vardır. Gül suyu mevlitlerde hoş koku olarak topluma sunulur. Günümüzde; işlemelerde, kumaşlarda, cilt süslemelerinde halen kullanılmaktadır. Ayrıca ebruzenler, en güzel, en anlamlı ebrularını gülle betimlenmişler; âşıklar ölümsüz aşklarını birbirlerine gül göndererek anlamlandırmışlar. Anadolu insanı, Hıdrellezde dileklerini kâğıda yazıp gül ağacına bağlayarak, bu çiçeğe verdiği değeri göstermiştir. Bunların dışında Hayat Ağacı olarak: Ful (Lotus), nilüfer, yasemin, lale, sümbül, karanfil, nergis vb. çiçek türleri, türlü yerlerde kullanılmıştır. Ayrıca; haşhaş, tahıl, mısır ve meyve olarak da badem, erik, incir, zeytin, kavun, karpuz, üzüm gibi taneliler hayat ağacı olarak kullanılmıştır.

Evrensel Bir Kült Olarak ''Hayat Ağacı'' İnancı 2

Hayat Ağacı’nın Sembolik Anlamları

Hayat ağacı üç kozmik âlem arasındaki bağın sembolüdür. Ağaç köklerini en uzak derinliklerine kadar toprağa saldığı ve dallarıyla da gökyüzüne uzandığı için sınırsız olarak düşünülmüştür. Bu yönüyle her şeyden önce ağaç, sürekli olarak yeraltı dünyasıyla ve gökyüzüyle temasta olan, bu nedenle de yer ve gök arasında iletişim yolu olan bir varlıktır. Bu doğrultuda Hayat ağacı üç kozmik âlem arasındaki bağdır. Dünya kültürleri insanlığın yaşadığı âlemin üç kozmik düzeyden oluştuğu inancına sahiptirler. Üç kozmik düzey yeraltı, yeryüzü ve gökyüzünden oluşur. Sırasıyla ölüler âlemi, insanlar âlemi ve Tanrılar âlemidir.( Levha Ia). Hayat ağacı Tanrı’yı sembolize eder. Tanrının yeryüzünde göründüğü varlıklardan en önemlisi ağaçlardır. İnsanlar hayat ağacına taşıdığı özellikler itibariyle tanrısallık yüklenmiştir. Sümerlerde Dumuzzi’yi, Asurlularda Tanrı Asur, Friglerde Attis’i temsil etmiştir.

İnsanların dileklerini, isteklerini Tanrıya hayat ağacı ulaştırabilir. Çünkü hayat ağacı tanrısaldır; mutlak gerçekliktir, ebedi canlılıktır. Bu özellikleriyle mutlak gerçek olan tanrıya ancak istekleri o ulaştırabilir. Eski dinlerde Ulu Tanrı ile hayat ağacı arasında ortaklık kurulur. Eski Yunan ve Romalılarda her ağaç bir tanrıyla özdeşleştiriliyordu. Defne Apollon’ un, meşe Zeus’un ağaçlarıydı.
Eski Mısır’da Bir kabartmada ulu tanrıça Hathor, bir ölünün ruhuna yiyecek ve içecek sunarken yani ona yaşam verirken betimlenir. Kader tanrıçası, göğü simgeleyen büyük bir ağacın dallarına oturmuş olarak resmedilir; bu dalların üzerinde firavunların adları ve kaderleri yazılıdır. Altaylarda da yedi dalı bulunan Hayat ağacının altında “Yıllar Tanrıçası” bulunmaktadır Hayat ağacı tanrı özdeşleştirmeleri başka birçok kültürde de yer alır. Eski İkonografilerde Tanrının bir hayat ağacından çıkarak çevresindekilere yiyecek ve içecek sunan motiflerine rastlanır. Bu örneklerde Tanrının mekânı hayat ağacıdır. Hayat ağacı kendisinde bulunan özellikleriyle insanlara tanrıyı hatırlatmıştır.

Hayat ağacı, yaratılış ve doğumun sembolüdür. Binlerce yıl boyunca her türlü büyüsel uygulamaya konu olan hayat ağacı, doğurganlıkla ilgili bir sembol olmuştur. O, tarih öncesi devirlerden itibaren doğurganlık ve üretkenliği sembolize etmiştir. Üst paleolitik dönem sembolizminde hayat ağacı imgesi daha ziyade “hayat otu, hayat bitkisi” şeklinde algılanmıştır. MÖ 6 binlerde Çatalhöyük tanrıçası, göbeğinden bir bitki dalı çıkar şeklinde betimlenmiştir. Bulunan başka heykelciklerde de bitki ağaç formu bulunur. Bazı ağaç türlerinde doğurganlık gücü bulunduğuna inanılmıştır. Doğurganlık gücünün içinde gizlendiği varsayılan kutsal ağaçlar; Keltlerde meşe veya köknar, Asurlularda asma, nar, köknar, sedir ya da meşedir. Hayat Ağacı gençlik ve ölümsüzlüğün sembolüdür. Hayat ağacı, ebedi gençlik ve ölümsüzlük kaynağıdır. O, hep yeşildir, canlıdır, yeşil kaldığı müddetçe de var olmaya devam edecektir. Hayat Ağacı her zaman yeşil, her zaman çiçekli, her zaman meyve yüklü ve yiyeni ölümsüz kılan bütün ağaçları bünyesinde barındırır. Hayat ağacı evrenin varlığının garantisidir. O var oldukça ve yeşil kaldıkça kâinat da var olacaktır.

İnsanlar yeryüzünde ölümsüz bir yaşam arzulamışlardır. Ebedi gençlik ve ölümsüzlük için mucizevî meyveler, şifalı otlar yetiştirilmiş, simya ve tıp reçeteleri geliştirilmiştir. Bunların bazılarının gençleştirdiğine, bazılarının uzun ömür verdiğine, bazılarının da ölümsüzlük verdiğine inanılır. Ölümsüzlük arayışlarının temelinde mucizevî bitkiler ve ağaçlar yatar her türlü mucizevî bitki temasının altında da hayat ağacı teması bulunur. Hayat ağacı genellikle ulaşılamaz bir yerde ya da merkezde bulunan ve yalnızca seçilmişlerin meyvelerinden yiyebileceği mucizevî bir ağaçta cisimleşen gerçeklik, kutsallık ve yaşamı simgeler. Her türlü hastalığın tedavisi, gençlik ve ölümsüzlüğün çaresi hayat ağacıdır. Ölümsüzlüğü arayanlar bu ağaca ulaşmalıdır. Hayat ağacı güç ve iktidarın sembolüdür. Rivayete göre efsanevi hükümdar Oğuz Kağan göbeğinden üç ağacın çıktığını, gölgelerinin her tarafa yayıldığını ve göğe değdiğini görür. Aynı doğrultuda Osman Gazi’nin rüyasında göbeğinden çıkıp bütün dünyayı saran bir ağacın yükseldiğini görür. Bu ağaç Osmanlı Devleti’nin dünya hâkimiyetinin sembolü olmuştur.

Hayat Ağacının İşlevleri

Hayat ağacı tabiat olaylarını yönlendirir. İnsanlar hayat ağacının tabiat olaylarını yönlendirme gücüne sahip olduğuna inanmışlar ve bu nedenle doğa olaylarını yönlendirme konusunda hayat ağacından faydalanma yoluna gitmişlerdir. Eski insanlar güneşin batışının gecikmesi veya engellenmesi, rüzgârın dinmesi veya esmesi, ay tutulmasının engellenmesi, yağmurun yağması gibi olaylarda ağaçtan faydalanmışlardır. Ağaçlardan dal koparıp yağmur için dans etmek de vardır. Halk, ellerindeki dalları suya daldırıp yukarı doğru sallar ve suyu damlacıklar halinde etrafa savurur bunun sonucunda artık yağmurun gelmesine kesin gözüyle bakarlardı. Yağmurun durmasında da yine temel araç ağaçtır. Hayat ağacı şeytan ve kötü ruhları kovar. Ağaç ve bitkide bulunan kutsallık, kötü ruhların zarar vermesinde engelleyici bir etken olarak görülmüştür Birçok dinde ardıç, günnük ve öd ağacından yapılan tütsünün kötü ruhlardan koruyucu, temizleyici niteliği bulunduğuna inanılır. Bu nedenle tütsü dini törenlerde kullanılmaktadır. Fakat günümüzde tütsünün bu niteliği unutulmakla beraber eski bir uygulama olarak ayinlerde hala varlığını devam ettirmektedir.

Hayat ağacı bereketi arttırır. Hayat ağacı canlılığı, doğurganlığı ve bereketi simgeler. Ürünler onunla olgunlaşır, doğumlar onunla kolaylaşır. Dünya toplumları bereketin sağlanması için ağaçlar etrafında bazı uygulamalar yapmışlardır. Hititlerde Tanrı Telepinus kaybolur ve bunun neticesinde ülkeden bereket gider. Bunun üzerine hayat ağacı olarak tanımlanabilecek bir direk üzerine koyun postu asılır ve bu direk etrafında bazı dini ayinler yapılır. Tanrı’nın önüne dikildiğine inanılan bu direk etrafında yapılan bu ayinlerden sonra berekete kavuşulacağına inanılır.
Hayat ağacı insanların kaderini belirler. Onun yaprakları bu dünyadaki insanlara benzetilmiştir. Hayat ağacının yapraklarından her biri dünyadaki bir insanla özdeşleştirilmiştir. Onun yaprağı sararıp yere düşerken bir insanın öldüğüne inanılır. Osmanlı inancına göre, hayat ağacının bir milyon ya da dünyadaki insan sayısı kadar yaprağı vardır. Her yaprağın üzerinde bir insanın kaderi yazılıdır ve her yaprak düşüşünde bir insan ölür. Ölen birinin yaprağı düşerken sağlıklı bir insanın yaprağına değerse o insanın kulaklarının çınlayacağına inanır.

Anadolu’da bir inanışa göre her insanın bir ağacı vardır ve her kulak çınlayışında ağaçtan bir yaprak düşer, ömründen bir gün eksilirmiş, ağaçtaki yaprak bitince de ömrü bitermiş. Dünya kültürlerinde yaygın olan bir uygulama da yeni doğan her çocuk için bir ağaç dikmektir. Çocuk doğduğunda bir ağaç dikilir ve çocuğun ağaçla birlikte büyümesi umulur. Bu gelenek günümüzde de hala yaşatılan bir uygulamadır. İsviçre’de erkek çocuk için bir elma, kız çocuk içinse bir armut ağacı dikilir; böylece halk çocuğun ağaçla birlikte gelişeceğine ya da kuruyup öleceğine inanır. Bazen de bir ağacın dalı kendiliğinden kırıldığında bir insanın ölmek üzere olduğu anlaşılırdı. Çocuğu olmayan aileler bazen dileklerinin gerçekleşmesi için ağaç dikerlerdi. Büyürse çocuklarının olacağını, kurursa olmayacağını düşünürlerdi. Bazen de rüyada görülen ağaç devrilmesi önemli birinin öleceğine işaret olurdu. Bütün bunlardan İnsanlar ve hayat ağacı arasında kader birliği kurulduğu anlaşılıyor.

Tapınım Nesnesi Olarak Hayat Ağacı

Dünya üzerindeki pek çok uygarlık ağaçlara kutsallık atfedip onları tapınım nesnesi olarak görmüştür. Sir James Frazer Almanlar, Keltler, Druidler, Putperest Slavlar ve Eski Yunanlılar gibi Avrupa kavimlerinin ağaçlara ve korulara taptıklarını bildiriyor. Evliya Çelebi, Seyahatname’ sinde, Müslüman Nogayların ağaca taptıklarından bahseder. Nogaylara göre ibadet ettikleri ağaç Cebrail vasıtasıyla Allah tarafından gönderilir. Bu ağaç Tuba ağacının dalından bitmiş olup, Hızır eliyle dikilmiştir. Dünya gelenekleri üzerinde ağaç tapınışına rastlanmakla beraber bu tapınma hiçbir zaman sadece ağaca tapınma değildir. Mircea Eliade ağaç tapınışıyla ilgili olarak;

“Bir ağaç hiçbir zaman yalnızca kendisi için kutsallık kazanmaz, her zaman onun aracılığıyla ortaya konulan anlamlandırdığı ve simgelediği şey adına bir tapınma sahip olur. Büyülü ya da şifalı ağaçlar etkilerini mitolojik bir ilk örneğe borçludur.” demiştir.

Ağaç hiçbir zaman ağaç olduğu için tapınma nesnesi olmamıştır. Ağaç kendisi aracılığıyla mutlak gerçekliği ortaya koymuş, Tanrı’nın yeryüzünde bir tezahürü olmuştur. Verilen bilgilere göre hayat ağacının insan hayatında doğumdan ölüme kadar her safhasında, ölüm sonrasında, doğa olaylarının düzenlenmesinde, yaradan ile insan arasındaki ilişkilerde, çok önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır.

Yararlanılan Kaynak

Şenay Öztürk Ateş, Yakındoğu Demirçağı Uygarlıklarında Hayat Ağacı İnancı

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Şenay Öztürk’e aittir.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün